Yavuz Sultan Selim Dildar Olur
Soldan sağa ve yukardan aşağıya nasıl okursanız okuyun aynı dörtlük!
|
ağyar: başkaları, yabancılar, eller.
dildar: birinin gönlünü almış/çalmış sevgili, gönlü baskı altında tutan sevgili.
Yavuz şiire, edebiyata ve satranç oynamaya meraklı biridir. Aynı şekilde Şah İsmail’de de bu özellikler vardır. Sarayında ünlü şairleri barındırır ve çok iyi satranç oynar. Bunu bilen Yavuz, Şahın bu özelliğinden yararlanmak ister. Tebdili kıyafetle (gezgin bir abdal kılığında) şahın ülkesine gider. Hanlarda , Kervansaraylarda satranç oynayarak önüne geleni yener. Haber şaha ulaşır. Şah der ki çağırın birde benimle oynasın. Yavuz Şah’ı da yener. Şah sinirlenir ve Yavuz’a der ki: ” Sen edep nedir bilmez misin? Hiç şahlar mat edilir mi?” Elinin tersiyle Yavuz’a bir tokat atar. Şahın kızdığını anlayan Yavuz onu yücelten şiirler okumaya başlar. İşte şahın huzurundan ayrılırkende bu şiiri okur. Ancak Şah İsmail hala onun Yavuz Sultan Selim olduğunu anlamamıştır.
Yavuz yediği tokatın acısını unutmaz. Birkaç sene sonra Çaldıran’da Şah İsmail’i yener ve ona bir mektup gönderir. Mektupta o günkü tokadın acısını aldığını söyler ve ilave eder: ” Atacaksan tokadı böyle atacaksın.”
Bana pek inandırıcı gelmese de internette bir çok sitede bu şiirin hikayesi bu şekilde aktarılıyor. Bir padişahın ülkesini bırakıp bu tarzda bir seyehate çıkması, hatta kendini riske atması her ne kadar inandırıcı gelmese de o dönemin hayat şartlarını ve düşünce yapısını tam kavrayamadan bir değerlendirme yapmak da pek doğru değil açıkçası. Ben her ne kadar inandırıcı bulmasam da, hikayeyi sitemde yayımlamayı daha uygun gördüm, inanıp inanmamak tercihi size ait.
Ayrıca ‘Sagopa Kajmer’in 2008′de çıkardığı ‘K.İ.T.S.(Kötü İnsanları Tanıma Senesi)’ ablümünde ‘Gölge Haramileri’ şarkısında bu şiire de yer vermiş. Şarkıyı hiç dinlemediğim için bir yorumda bulunamıyorum.
Bu şiiri bana gönderen Erdem Keleş’e de teşekkür ediyorum.